Şırnak Emniyet Müdürlüğü » 2008» Mayıs
 Ana Sayfa > Arşiv:Mayıs 2008

Anadolu Lisesi Öğrencileri

 “Okul Polisi” proje faaliyetleri kapsamında, Şırnak anadolu lisesi’nin emniyet müdürlüğümüzü ziyareti.

 

20/09/2007 tarihinde İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanarak yürürlüğe giren “Okullarda Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılmasına İlişkin İşbirliği Protokolü” esas alınarak Şırnak İl Emniyet müdürlüğümüzce 07/11/2007 tarihli valilik oluru ile Okul polisi projesi hayata geçirilmiş olan proje kapsamında; Her ay bir okulun Emniyet Müdürlüğümüzü ziyareti kapsamında. Şırnak Anadolu Lisesi  22/05/2008 tarihinde Emniyet Müdürlüğümüzü ziyaret programına katıldı.

Ziyaret programı kapsamında ilk olarak Sayın İl Emniyet Müdürümüz Salih Gökalp öğrencileri Makamında kabul ederek; halkın hizmetinde olan Emniyet Teşkilatı’nın ne tür hizmetler verdiğini, çalışma alanlarının neler olduğunu, sokakta çalışan ekiplerin dışında idari hizmetleri yürüten   birimlerimizin bulunduğunu ifade ederek öğrencileri bilgilendirdiler.

Ziyaret programı kapsamında öğrenciler; Emniyet Müdürlüğümüz çalışma alanlarını görmek amacıyla birimlerimizi gezmeye başladılar. Öğrenciler gezdikleri birimleri yakından tanıyarak çalışmalar hakkında yetkililerden aydınlatıcı bilgiler aldılar,   polisin ekip ve devriye hizmetlerinin dışında idari hizmetlerinin neler olduğunu, bunların nasıl yerine getirildiğini gördüler.

Birimlerimizi gezen öğrenciler Sayın İl Emniyet Müdürümüz Salih GÖKALP,Milli Eğitim Şube müdürü Abdurrahman KADIRHAN ve Şube Müdür ve Amirlerinin  katılımı ile Polisevi yemek salonunda sıcak samimi bir atmosferde  oluşturulan karşılıklı diyaloglarla öğle yemeği yerken,   gezi programının ilgi çekici noktalarının değerlendirmesini yaptılar.

Yemeğin ardından öğrencilerle polislerin Polisevi Şark odasında oluşturduğu tablo, ilişkilerinin ulaştığı noktayı göstermesi bakımından görülmeye değerdi. Bu samimi sohbet eşliğinde, polis ağabeylerinin söylediği parçalara eşlik ederken bir yandan da   çaylarını yudumladılar. Şırnak Anadolu Lisesi öğrencilerine bir de İl Emniyet Müdürlüğümüzün sürprizi vardı. Müdürlüğümüz tarafından Şırnak Anadolu Lisesi Okul futbol takımı için yaptırılmış olan formalar hediye edildi.Ayrıca Müdürlüğümüzce, kız öğrencilere de kişisel gelişim konusunda kitaplar hediye edildi.
 
 07/11/2007 tarihli valilik oluru ile hayata geçirilmiş olan Okul polisi projesi kapsamında; Emniyet Müdürlüğümüzü ziyaret programına şu ana kadar dokuz okul katıldı. Proğram çerçevesinde öğrenciler Polis teşkilatının çağın gereklerine uygun biçimde, vatandaşın asayiş, huzur ve güvenliğini sağlamak ve ilgili işlemlerini yerine getirmek amacıyla yedi gün yirmi dört saat görev başında olduğunu bizzat gördüler. Okul polisi projesi kapsamında yapmış olduğumuz bu çalışmalarımıza ‘Gelecek bilgi ile hazırlanır.’parolası en büyük esin kaynağımız oldu. Ulu önder Atatürk’ün “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla ulaşacaksınız.”veciz sözü yapmış olduğumuz çalışmalarımızı doğrular niteliktedir.  
 
Advertise Here

KOM Şube Operasyonları

KOM Operasyon 

Müdürlüğümüz Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerimizce yürütülen çalışmalarda; 27 AT 213 plaka sayılı Ford CARGO marka aracın 13/08/2008 tarihinde Hakkari İli Yüksekova İlçesi’ne giderek bahse konu  araca gizlenmiş olarak eroin maddesini yükleyeceği ve 14/08/2008 tarihinde  ilimiz güzergahını kullanarak İstanbul İline götüreceğinin tespit edilmesi üzerine KOM Şube Müdürlüğü  ekiplerimizce gerekli tertibat alınmış, bahse konu aracın 14/08/2008 tarihinde İlimiz merkezinden Cizre istikametine giderken İlimiz merkezi çıkışında polis kontrol ve arama noktasında  yapılan operasyonda aracın arka lastiklerine gizlenmiş vaziyette toplam daralı 115,488 kg eroin maddesi ele geçirilmiş, olayla ilgili olarak araç sürücüsü gözaltına alınmış olup;
               Konu ile ilgili çalışmalara geniş çaplı devam edilmektedir

 Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce 03/03/2008 tarihinde çalışmalarına başlanılan “TUZAK” (K) Planlı Operasyonu, 02/06/2008 günü Şırnak İl Merkezi, Cizre ve Silopi İlçeleri ile Diyarbakır ilinde eş zamanlı olarak yapılan operasyonel çalışmalarla son bulmuş olup, Operasyon kapsamında; Daha Fazlası »

Operasyonların Devamı

Şırnak KOM Şube Müdürlüğü Silopi KOM Grup Amirliği görevlilerimizce 08.11.2007 günü gerçekleştirilen operasyonda 73 SC 778 plaka sayılı araç içerisinde 8 adet KALEM SİLAH olarak tabir edilen ve suikast amaçlı kullanılan tabanca ve bu tabancalara ait 13 adet dolu fişek ile 1 adet boş kovan ele geçirilmiştir. Operasyonda 3 Şüpheli Şahıs gözaltına alınmış ve sorgularının tamamlanmasının ardından Silopi C.Başsavcılığına sevk edilmişlerdir.

Rehberlik ve Danışma

AMACIMIZ 
      Teşkilatımızda görevli personelin sorun ve taleplerinin sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesini, çalışma ortamının bireyin psikolojik ve sosyal yönü üzerindeki etkilerinin araştırılmasını, mesleki ve sosyal hayata uyumunun arttırılmasını ve bunların sağlanması için bireysel ve grup olarak yapılan Rehberlik ve Danışma Hizmetleridir.
  
Bu nedenle bireyin;
  
*    Fiziksel, duygusal ve sosyal yönden kendini tanıyabilmesîni,
*    Etkin ve doğru kararlar alabilmesini,
*    Problem çözme gücünü geliştirerek özgüvenini kazanabilmesini,
*    Çevresi ile olumlu ilişkiler kurabilmesi için gerekli tutum ve becerileri kazanabilmesini,
*    Ruhsal yönden sağlıklı ve çevresine yararlı bir birey olarak kişisel, toplumsal gelişimini tamamlayabilmesine yardımcı olmak üzere yürütülen faaliyetlere ilişkin esasların düzenlenmesini,
*    Psikososyal ve mesleki sorun alanlarını belirleyerek, ilgili birimlerle (Birim Amiri, Başhekimlik/Hekimlik, Aile vb.) koordine edilmek suretiyle bireylerin mesleki ve sosyal hayata uyumlarının kolaylaştırılmasını amaçlar.
  

*    Rehberlik ve Danışma Büro Amirliğinin faaliyetleri, tıbbi tanı ve tedavi hizmetini kapsamaz.

 

 

 
BİZE NASIL VE NEZANAM ULAŞA BİLİRSİNİZ?
Rehberlik ve Danışma Büro Amirliğimiz, Emniyet Müdürlüğümüzün 1.Katında ve Psikologun odasının yanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Rehberlik ve Danışma hizmetinden faydalanmak isteyen tüm personel ve yakınları randevu almak suretiyle her gün hafta içi her gün 08.00-17.00 saatleri arası danışmanlık hizmetleri verilmektedir. Başvurularınız yüz yüze veya telefon ile randevu alarak görüşülmektedir.
REHBERLİK :
                        
                   Bireyi tanıyarak problemlerini çözebilmesi, gerçekçi kararlar alabilmesi, çevresine dengeli, sağlıklı bir uyum sağlayabilmesi ve böylece kendini gerçekleştirebilmesi için uzman kişilerce bireye yapılan sistemli, bilimsel ve profesyonel bir yardım sürecidir.
  
DANIŞMA :
  
                   Danışana rahatlık ve güven duygusu yaşayabileceği bir ortamda, karşılıklı iletişim kurarak, kendisini ve sorunlarını tanıması, kendisi ile ilgili daha gerçekçi bakış açısı geliştirmesi, sorunlarının farkına vararak daha bilinçli karar ve çözümlere ulaşabilmesi için uzman personel tarafından uygulanan düzenli ve profesyonel bir yardım sürecidir.       
NEDEN PSİKOLOJİK DANIŞMA?
Artan teknoloji ve bununla koşut giden toplumsal değişme günümüz insanlarının daha çok problemle karşı karşıya gelmelerine neden olmaktadır. İnsanlar artan bu sorunların bazılarıyla tek başlarına mücadele edebilirken, bazılarıyla ise edememektedirler. Peki, bu mücadele edememe her zaman problemlerin çözümsüz olduğundan mı kaynaklanmaktadır? Cevap ‘HAYIR’, bazı problemler tam olarak analiz edilemediğinden veya doğru başa çıkma tekniklerinin bilinememesinden dolayı çözümsüz kalmaktadır.
İşte bu çözümsüz kalan problemlerin çözümünde psikolojik danışmanlık, sorunların daha iyi analiz edilip, etkin çözümlerin bulunmasında size rehberlik edecektir.
           
Peki, hangi konularda psikolojik yardım alınabilir:
           
*       Kişisel veya ailesel sorunlar yaşıyorsanız,
*       Kendinizi daha iyi tanımak ve anlamak istiyorsanız,
*       Kişilerarası ilişkilerde daha başarılı olmak istiyorsanız,
*       Sizi dinleyecek birisini arıyorsanız,
*       Yoğun stres ve kaygı yaşıyorsanız,
*       Kendinizi amaçsız ve çaresiz buluyorsanız,
*       Kendinizi işinize veremiyor ve bundan rahatsız oluyorsanız,
*       Çalıştığınız halde başarılı olamıyorsanız,
*       Çocuğunuzun zihinsel, ruhsal veya davranışsal sorunlarıyla ilgilenilmesini istiyorsanız,
*       Aile ilişkilerinde sorun çözme yöntemlerini öğrenmek, eş ve çocuklarınızla olan çatışmalarla başa çıkmak istiyorsanız,
*       Kendinizi açıkça ifade edemiyorsanız,
*       Bunlar ve benzer konularda yardım almak için Kurum Psikologuna başvurabilirsiniz.
           
İLKELERİMİZ
           
*      Psikolojik Danışmanlık hizmeti Bilmesi Gereken Prensibi’ne dayanır. Yapılan tüm danışma ve görüşmeler gizli tutulur.
*      Psikolojik Danışmanlık hizmeti, yararlanmak isteyen her bireye açıktır.
*      Psikolojik Danışmanlık hizmeti, insana ve onun kendine ilişkin konularda karar alma hakkına saygı ilkesine dayanır.
*      Psikolojik Danışmanlık sürecinde, bireyin güçlü yanlarını vurgulamak esastır. Bireyin bedensel, zihinsel, toplumsal ve  duygusal yönden, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, bütünüyle geliştirilmesi amaçlanır.
*      Psikolojik Danışmanlık hizmetinde süreklilik esastır.
*     Psikolojik Danışmanlık hizmetinden yararlanmada gönüllülük esastır. Özellikle danışma sürecinde bireylerin  paylaşmak istemediği bilgileri söylemeleri konusunda ısrar edilmez.
*      Psikolojik Danışmanlık sürecinde kendini ilgilendiren konularda en son karar alma hak ve sorumluluğu danışana bırakılır.
HİZMET ALANLARI
Bireysel ve Grupla Psikolojik Danışma; Bireylerin kendini fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönleriyle gerçekçi bir şekilde tanıyıp kabullenmeleri, içinde yaşadığı çevreyi sağlıklı bir biçimde algılayıp değerlendirebilmeleri yanında, kendi yeteneklerini en iyi biçimde kullanabilmeleri, kişisel problemlerini tanımaları ve bu problemlerini çözmede kendi kendilerine yeterli duruma gelmelerine yardım etme sürecidir.
Aile ve Evlilik Danışmanlığı;Ailenin bir üyesinde ortaya çıkan belirti veya sorunun ya da birkaç üyenin birlikte yakındıkları bir problemin aile üyeleri ile toplu oturumlarda konuşularak, analiz edilmesine ve bu problemlerini çözmede kendi kendilerine yeterli duruma gelmelerine yardım etme sürecidir.

Eğitici Rehberlik; Bireylerin başarılı ve uyumlu olması için çeşitli konularda (verimli çalışma yöntemleri, arkadaşlık ilişkileri, sevgi, saygı, hoşgörü, görgü kuralları, sosyal iletişim vb.) sistemli bir biçimde, uygun yöntemlerle (kitapçık, broşür, makale, konferans, grup rehberliği faaliyeti, bireysel bilgilendirme vb.) bilgilendirme faaliyetleridir.

Psikolojik Danışmanlık, danışana rahatlık ve güven duygusu yaşayabileceği bir ortamda, karşılıklı iletişim kurarak, kendisini ve sorunlarını tanıması, kendisi ile ilgili daha gerçekçi bakış açısı geliştirmesi, sorunlarının farkına vararak daha bilinçli karar ve çözümlere ulaşabilmesi için uzman personel tarafından uygulanan düzenli ve profesyonel bir yardım sürecidir.
Ruh sağlığı alanında hizmet veren birçok meslek grubu ve bu meslek gruplarının da ruh sağlığı alanında farklı uzmanlıkları vardır. Bu nedenle psikolojik yardım almak istenildiğinde kişinin unvanını mutlaka bilinmelidir.
Unvan da çoğu zaman çarpıtıldığı için mutlaka hangi okul, hangi bölüm mezunu olunduğu sorulmalıdır. Eğer karşınızdaki kişi uygun olmayan bir bölümü bitirmişse size yeterince faydalı olamayacaktır.
İşte unvanlar ve mezun oldukları bölümler:
Psikiyatrist: Psikiyatrist olmak için 6 yıl genel tıp fakültesi okunur. Bu 6 yılın sonunda ‘pratisyen doktor’ unvanı alındıktan sonra kişiler TUS sınavına girerler. TUS sınavında psikiyatri alanını kazanmış olan doktorlar 2 yıl da uygulamalı uzmanlık eğitimi aldıktan sonra ‘psikiyatrist’ unvanı alırlar.
Ruh sağlığı alanında çalışan tüm uzmanlar arasında ilaç yazma yeterliliği olan sadece psikiyatristlerdir. Bunun dışında hiçbir psikolog, psikolojik danışman vs. ilaç yazamaz. Ama psikiyatristler de psikoterapi teknikleri hakkında psikologlar kadar bilgili değildirler. Özellikle psikoz ve ağır geçen nevrozların tedavilerinde psikiyatrist desteği şarttır. Ama basit nevrozlarda ya da psikolojik destek almada psikiyatristlere gitmek yerine psikologlara gitmek daha çabuk sonuç almanızı sağlayacaktır.
         
Psikolog: Psikolog olmak için üniversitelerin Fen Edebiyat Fakültelerinin Psikoloji bölümlerini bitirmek gerekir. 4 yıllık üniversitelerin psikoloji bölümünü bitirenler ‘psikolog’, bunun üzerine 2 yıl daha yüksek lisans yapmış kişiler ‘uzman psikolog’ unvanlarını alır. Ayrıca eğer lisans eğitimi sonrası ‘klinik psikoloji’ yüksek lisansı yapılmışsa, bu kişiler ‘klinik psikolog’ olurlar. Klinik psikologlar psikoz ve nevrozlarda, hastane ortamlarında psikiyatristlerle birlikte çalışırlar.
Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman: Üniversitelerin ‘Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık’ bölümleri mezunudurlar. Bu bölümler üniversitelerde genelde eğitim fakültelerine bağlı olup, okullarda rehber öğretmenlik ve psikolojik danışmanlık konusunda uzman yetiştirirler. Yasal olarak rehberlik psikolojik danışmanlık bölümlerinin hasta görme yetkisi yoktur.
Pedagog: Pedagoglar, üniversitelerin çocuk gelişimi bölümlerinden mezundur. Çocuk gelişimi ve büyümesiyle ilgili diğer tüm ruh sağlığı alanı çalışanlarından daha fazla bilgi sahibidirler. Çocuk psikolojisi alanında da bilgileri yeterlidir. Fakat psikoterapi yöntemleri ve psikolojik rahatsızlıklar aynı şekilde bu bölümlerde de okutulmaz. Dolayısıyla pedagoglar da tıpkı psikolojik danışmanlar gibi hasta göremez.
KURUMUMUZDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMA SÜRECİ
Kurumumuzda psikolojik desteğe ihtiyacı olan kişiler;
                      1) Kendi istekleriyle,
2) Birim amirleri tarafından,
3) Aile aracılığıyla
Psikologa başvuran danışanla ilk olarak ön görüşme yapılır. Ön görüşmede rutin olarak, personele ait bilgi formu doldurulur ve danışanla birlikte sorun alanının tanımlanması yapılır. Personele ait bilgi formun doldurulma amacı rahatsızlığın gelişimi ile ilgili psikologa öngörü kazandırmaktır.
Ön görüşme sonrasında danışana genel ruhsal rahatsızlıkları ölçen bir envanter uygulanır. Bu envanter sonucunda tespit edilen problemler önem sırasına göre dizilerek danışma sürecine geçilir.
Bu aşamada sorunu ortaya çıkaran ve sürdüren etkenler bulunmaya çalışılır. Bu amaçla danışanın davranışları direkt ve dolaylı olarak ölçülür. Daha sonra analiz edilen sorunlu davranışlarla ilgili danışana eğitim verilir ve sorunla daha etkin bir biçimde mücadele edebilmesi için yönlendirmelerde bulunulur. Bunu yaparken danışana ev ödevleri verilir ve bu ödevlerin sonuçları beraberce değerlendirilir.
Sorun davranışların ortadan kalktığına karar verildikten sonra danışma süreci sonlandırılır.
Unutmayın!
  
    Çeşitli sorunlar yaşayabilen personelimize ve kendimize yardımcı olabilmek amacıyla kurulan Rehberlik ve Danışma Büro Amirliği, gizlilik ilkesinin bilincinde ve sorumluluğu altında, pek çok sorunun çözümünde bize rehberlik edecektir.
GEREK DUYULDUĞUNDA UYGULANACAK TESTLER
1-         Rotter iç Kontrol-Dış Kontrol Odağı Ölçeği (RİDKOÖ): Bireyin davranışlarının sonuçlarını nasıl değerlendirdiği ölçülmektedir.Bireyin yaşantısının ,kendisinin yada kendisi dışındaki odakların (şans – kader) kontrolünde olduğuna yönelik inancı, psikolojik sağlığını etkilemektedir.
2-         Problem çözme Envanteri (PÇE): Bireyin problem çözmede kendine güvenini, bireysel kontrol duygusunu ve yaklaşım biçimini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
3-         Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ): Bireyin geleceğe yönelik olumsuz beklentileri ölçülmektedir.
4-         Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ): Bireyin yaşadıkları depresyon belirtilerinin sıklığı ve şiddetini belirlemek amacıyla kullanılır
5-         SCL 90-R : Stresin neden olduğu olumsuz belirtilerin düzeyini belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.
6-         Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) : Doğru yanlış ve bilmiyorum şeklinde cevaplandırılan 550 maddeden oluşan bireyin kişisel ve toplumsal uyumunu objektif olarak değerlendirmeyi amaçlayan bir testtir.
7-         Ankara Gelişim Tarama Envanteri: Çocuğun gerçek yaşı ile gelişim basamağındaki yaşını belirler.

Rehberlik ve Danışma Faaliyetleri

19.03.2008 tarihinde Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü Personel eşlerine yönelik "Stres ve başa çıkma Yolları" ile ilgili semineri  

 

 

 

 

 

 

 

19.03.2008 tarihinde Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü Personeline yönelik "Stres ve başa çıkma Yolları" ile ilgili semineri

Umuma Mahsus(Lacivert)Pasaport

 

UMUMA MAHSUS(MAVİ) PASAPORTLAR

Türk vatandaşlarının umuma mahsus münferit ve umuma mahsus müşterek pasaportları yurt içinde Valiliklerce, yabancı memleketlerde Türkiye Cumhuriyeti Başkonsoloslukları ve Büyükelçiliklerince verilir.

 

Umuma Mahsus Münferit Pasaportlar;

En az altı ay, en fazla beş yıl süreyle geçerli olmak üzere verilir.

 

Başvuru İçin Gerekli Belgeler:

•1.   İl Emniyet Müdürlüklerinden temin edilecek pasaport talep formu,

•2.   Nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi,

•3.   Meslek hanesine mesleğini yazdırmak isteyen;

  •  Devlet Memurlarından kurum kimliğinin aslı ve fotokopisi,

  •  Şoförlerden ehliyetin aslı ve fotokopisi,

  •  İthalat ve ihracatçılardan Ticaret odasından alınan yazı,

  •  Kasaplardan Esnaf ve Sanatkârlar Odasından alınan yazı,

  •  Öğrencilerden okullarından alınmış öğrenci belgesi,

  •  İşçilerden İş ve İşçi Bulma Kurumundan aldıkları belge,

  •  Gazetecilerden basın kartlarının aslı ve fotokopisi,

  • 4. Beş adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için dört adet),

  • 5. Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” ve talep edilen sürelere göre belirlenmiş pasaport harcı (Temdit edilen pasaportların cüzdan bedeli alınmaz.),

 

  •  PASAPORT CÜZDAN BEDELİ : 90.00 TL

 

  •  ALTI AYA KADAR OLAN HARÇ BEDELİ : 114,60 TL

  •  BİR YILA KADAR OLAN HARÇ BEDELİ : 163,80 TL

  •  İKİ YILA KADAR OLAN HARÇ BEDELİ : 276,40 TL

  •  ÜÇ YILA KADAR OLAN HARÇ BEDELİ : 395,30 TL

  •  BEŞ YILA KADAR OLAN HARÇ BEDELİ : 560,30 TL

 

NOT: Pasaport cüzdanı Emniyet Müdürlüğünden temin edilir. Harçlar ise Şırnak İl Muhasebe Müdürlüğüne yatırılır.

  • 6. Reşit olmayan ve mahcurlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir).

 

Umuma Mahsus Müşterek Pasaportlar;

Üç ay, altı ay ve bir yıl geçerli olmak üzere verilir. En az beş kişilik kafile teşkil edilerek toplu halde yolculuk etmek isteyen Türk Vatandaşlarına talep etmeleri halinde verilir.

 

Başvuru İçin Gerekli Belgeler:

•1.      - Kafile başkanının dolduracağı İl Emniyet Müdürlüğünden temin edilecek pasaport talep formu,

•2.      Nüfus cüzdanlarının asılları,

•3.      Kafile başkanının beş, diğerlerinin dörder adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğrafları,

•4.      Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen “Pasaport cüzdan bedeli” ve her kişiden talep edilen sürelere uygun ayrı ayrı alınacak pasaport harcı.

NOT: NOTER VEKALETİ OLSA DAHİ PASAPORTLAR YALNIZCA HAK SAHİBİNE TESLİM EDİLİR.

Sevgili Çocuklar

Sevgili  Çocuklar
Tanımadığın kişilerden para ve hediye alma Yabancı kişilerle herhangi bir yere gitme Yardım talebinde bulunan yabancılara yardımcı olurken dikkatli ol Evde yalnız kaldığında tanımadığın kimseye kapıyı açma Issız parklar, yollar ve yerlerden uzak dur! Telefonda yabancı kimseye bilgi verme Toplu olarak oynayan çocuklardan ayrılma ve tek başına oynama Takip edildiğini hissettiğinde, büyüklerden yardım iste ve bu durumlarda ıssız yerlere değil, kalabalığa doğru git Tehlikede olduğunda bağır, kaç ve kendini müdafaa et! Sana zarar vermek isteyen kişilere iyi bakıp onları teşhis et ve araçlarının plakasını al Kendine ve arkadaşlarına birşey yapıldığında derhal ailene ve polise haber ver!

Sevgili Öğrenciler

SEVGİLİ GENÇLER!

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YALANLARINA KANIP, OKULUNUZU EĞİTİMİNİZİ BIRAKARAK AYDINLIK YARINLARINIZI TERÖR BATAĞINDA KENDİ ELİNİZLE KARARTMAYIN.

EVİNİZDEKİ SICAK YATAĞINIZI, AİLE SAADETİNİZİ, YARINLARDA KAZANACAĞINIZ MESLEĞİNİZİ, ÖĞRETMENLERİNİZİ, ARKADAŞLARINIZI, UMUT DOLU YARINLARINIZI NE İÇİN VE KİMLERE HİZMET ETTİĞNİZİ BİLMEDEN, BİR KENARA İTEREK, SONUÇSUZ BİR MACERAYA ATILMAYIN. Daha Fazlası »

Anneler ve Babalar

ÇOCUKLARIN SUÇA YÖNELMELERİNDE AİLENİN ETKİSİ VE ÖNERİLERİMİZ!

Çocuk suçluluğu;

Türkiye dahil bütün ülkeleri yakından ilgilendiren, suç işleyen çocukların kendilerine, ailelerine, suçu işledikleri hasım taraflara, suçun işlendiği yöreye ve topluma zarar veren çok önemli sosyal bir sorundur.

Ceza hukukuna göre, suç yasanın cezalandırdığı harekettir. Ancak çocuk suçluluğunda her ne kadar ergenlik, bazı kalıtsal etkenler ve beden kusurlarının suçluluğunda etkili olabileceği teorileri destek görüyorsa da, günümüzde daha çok çevre faktörlerinin etkili olduğu kabul edilmektedir. Sevgi yoksunluğu, yanlış veya eksik eğitim, baskıcı disiplin yöntemleri, çocuk istismarı, iç ve dış göçlerin oluşturduğu kültür çatışmaları, gecekondulaşma, yöresel gelenek ve görenekler, ekonomik bunalımlar, çocuğun çalışmak zorunda kalması, parçalanmış aileler, ailede suçlu birey örnekleri ile kitle iletişim araçlarındaki şiddet ve suçlarla ilgili programlar çocukları suça iten nedenler arasında sayılabilir. Çocukların en çok işlediği suçların kapkaç, hırsızlık ve gasp olduğu görülmektedir.

Genellikle çocuğun ihtiyaçlarının karşılamaması neticesinde yarı açlık durumunun özellikle mala yönelik suçlara zemin hazırladığı görülmektedir. Gerçekte tehlikenin en büyüğü, ebeveynin sevgi ve şefkatinden yoksun olmaktır. Hırsızlık yapan çocuk, bu yolla maddi gereksinimlerini gidermekten çok ailenin ve okulun denetiminden uzak kalmanın verdiği bir başıboşlukla suça yönelmekte, sevgi ve sevecenlik eksikliğini gidermek için bu yola başvurmaktadır.

Çocuk suçluluğuyla ilgili yapılan araştırmalar erkek çocukların kız çocuklarına göre çok daha fazla oranda suç işlediklerini göstermektedir. Ülkemizde de suç işlemiş erkek çocukları kızlara göre bir hayli yüksek orandadır. Hemen hemen suç işleyen çocukların %95′inden fazlası erkektir diyebiliriz. Toplumumuzun sosyal yapısı nedeniyle erkek çocuklar evleri dışında daha serbest olabilmekte, üzerlerindeki aile denetimi daha az olmakta, çeşitli arkadaş gruplarına katılıp anti sosyal faaliyetler ve suç işleyebilmek için daha kolay zemin bulabilmektedirler.
Okul, çocuğun ilk sosyal deneyimleri elde ettiği yerdir.Suç işlemiş çocuklar, ailenin eksikliğini giderecek, denetlemeyi ve toplumsallaşmalarını sağlayacak okul olanaklarından da yeterince yararlanamamışlardır.Çocuğun eğitim düzeyinin düşük olmasının yanısıra, suç işlediği esnada genellikle okulla ilişkisinin kesik olduğu dikkat çekmektedir.

Suç işlemede arkadaş çevresinin rolü de önemlidir. Çevreyle iyi iletişim kuramayan çocuklarla, otoriteye başkaldırma eğilimi gösteren çocuklar belirli bir arkadaş grubuna katılmakta, bu grupta sosyal kabul görme ve bir statü sahibi olabilmek için grup dayanışmasına gereksinim duymaktadırlar. Bu beraberlik zaman içinde ergenlik çağının özelliklerinin de etkisiyle bir suçluluk çetesine dönüşebilmektedir. Suç işleyen çocukların arkadaşları arasında suçlu ve alkol kullananların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Ergenlik döneminin kendini arama, kurulu düzene başkaldırma, çelişkiler ve belirsizlikler içinde bulunma şeklinde özetlenebilecek bazı özellikleri, gençte onu destekleyecek, değerlerini paylaşacak ve bu ölçüde de özdeşleşebilecek bir arkadaş grubu özlem ve ihtiyacını doğurmaktadır. Katıldığı grupta suçlu gençlerin oluşu, sonuçta onun suça yönelmesine yol açabilmektedir.

Çocuk suçluluğu ile ilgili yaptığımız çalışmalarda özellikle mala yönelik suçlarda gruplar halinde suç işleme oranlarının %50′lerin üstüne çıktığı görülmüştür. Okur yazar olmayan çocuklarda toplu halde suç işleme oranı %60′lara dayanmaktadır. Okur yazar olmayan çocukların çevreyle uyum sağlamaları daha güç olduğundan sosyal dayanışmaya ve bu tip arkadaş gruplarına ihtiyaçları daha fazla olmakta ve toplu suç işleme eğilimleri diğerlerine göre artmaktadır. Yine küçük yerleşim birimlerinden büyük şehre göç etmiş çocuklarda da, sosyal dayanışma ihtiyacının fazla olması nedeniyle daha yüksek oranda gruplar halinde suç işleme oranı tespit edilmiştir.

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİ VE GENÇLİK

Ülkemizde işlenen suçlara katılımın özellikle büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğunu yada suç işleme konusunda ilk oluşumun küçük yaşlarda başladığı bir gerçektir. Her ne kadar reşit olmayan ve kendi başlarına gelecekleriyle alakalı yön verme konusunda mutlak iradeye sahip olmayan bu grubun, yapmış oldukları işlerde; gerek düşünce planında, gerekse eylemde kendilerinden daha çok dış kaynaklardan etkilenmektedir. Bunları sıralayacak olursak ; küçük yaştan itibaren bilinç altına yer eden birikimlerin bilinçsiz ebeveynler tarafından verilmesi veya yanlış verilmesi aile içerisinde çok fazla çocuğun bulunması, ebeveynlerin karşılaşmış olduğu maddi imkansızlıklar, ileriye yönelik uzun vadeli bir eğitimin olmaması, yakın sosyal çevreden kopukluk yada ters istikamette zararlı etkileşim, ufak yaşta hayata atılma, bunlardan kaynaklanan bir kısım beklentilerinin olması, şöyle ki “aldıklarından daha çok kaybettiklerinin farkında olmayışları yada mukayesesini yapamamaları” neticesinde ortaya çıkan kontrolsüz bir netice;

Suç işleyen çocukların çoğunluğunu aile korumasından uzakta olan sokak çocukları oluşturmakla birlikte, başta ekonomik sorunlar olmak üzere çeşitli sorunların etkisi altında köyden kente göç eden çocuklar ve aileleri kent yaşamına uyum sağlayamamakta, geçim derdine düşen aile fertlerinin ilgisizliği sonucu veya yoksulluk ve eğitimsizlik sebebiyle çok çocuklu ailelerde yetişen çocuklar küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlamakta, bu gibi sebeplerle yaşam mücadelesi verip, basın ile televizyonda yayınlanan mafya vari dizilerdeki kahraman karakterlere özenti göstererek hiçbir zaman sahip olamadıkları “ilgi, alaka, saygı, para, kariyer ve doğal neticesi olarak güce” kavuşabilme amacıyla neticesini düşünmeden organize suç örgütlerine katılıp, rahatça suç işlemekte ve organize gruplar tarafından kullanılabilmektedirler.

Son yıllarda televizyon kanallarında yayınlanan yerli yapım dramalarda büyük bir çoğunlukla mafya tiplemeleri olan "Deli Yürek, Yılan Hikayesi, Aynalı Tahir” vb. dizilerde yaratılan karakterler de, çocukların bu gibi karakterlere sempati duymalarını sağlamaktadır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin de katkılarıyla yapılan “Mafya dizilerinin gençlik üzerindeki etkisi” konulu çalışma neticesinde de “TV kahramanlarının statü ve pozisyonları, onu modelleyen gencin yoksun olduğu olanak ve niteliklerini işaret etmektedir” sonucunu çıkarmıştır.

Bu nedenle ailelere çok büyük görev düşmektedir:

Aile içerisinde bebeklikten itibaren bilinçli bir eğitimin verilmesi. "Okula başlayınca öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir." demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar.
Çocuğun maddi olduğu kadar duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması ve değer verilmesi.
Küçük yaştan itibaren okul eğitiminin sağlanması. Aynı zamanda okulda verilen eğitimle, ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır.
Ailelerin kontrol edebilecekleri kadar çocuk sahibi olması.
Çocuğun içerisinde bulunduğu sosyal çevrenin önemi ve ailenin bu konuda seçici olması.
Çocuğun örnek alabileceği karakterlerin seçimi konusunda ailenin dikkatli davranması.
Özellikle okul ve okul dışındaki arkadaş seçiminde çocuğun yönlendirilmesi.


SEVGİLİ ANNE VE BABALAR!

Çocuğunuzu her haliyle kabul edin. Onu sevin, sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin. Çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun. Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz, size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin. İçinizdeki çocuğa seslenin, onu oradaki uykusundan uyandırın. Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz, çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı. Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.

Unutmayınız ki;

“Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır.”

Organize suç örgütlerinin çıkar sağlamak için suçta kullandığı çocukları, parçalanmış, aile düzeni olmayan, aile korumasından uzakta olan çocuklardan seçtikleri unutulmamalıdır.
Ülkemizdeki kültürel yapının da doğal bir sonucu olarak; okul çağındaki gençlerin sosyal kabul ve statü arayışı içinde olmaları nedeniyle çıkar amaçlı suç gruplarına sempatiyle yaklaştıkları, aile ve çevre kültürlerinin zayıf olma durumlarında bu grupların bir parçası durumuna geldikleri görülmüştür. Bu kategorideki gençlerin bilinçlendirilmesi, suç örgütlerinin gerçek yüzlerinin kendilerine anlatılabilmesi için başta aileler ve eğitici pozisyonunda olan kişiler olmak üzere tüm topluma önemli görevler düşmektedir.

SİZ VE ÇOCUĞUNUZ ORGANİZE SUÇLAR VE KAÇAKÇILIK OLAYLARINDAN NASIL KORUNABİLİRSİNİZ?

Bilindiği üzere Organize Suç Örgütlerinin ortaya çıkış sebepleri içerisinde Siyasi Otorite boşluğu, Ekonomik istikrarsızlık ile Sosyal dengenin oluşturulamamasıdır. Bu durumda Organize Suçlar ve Kaçakçılık Olaylarından korunma konusunda en büyük görev her ne kadar Devletimize düşse de, bu tür olayların meydana gelmemesi yada meydana gelen olayları bir an önce açığa kavuşturulabilmesi için vatandaşlarımıza da bazı görevler düşmektedir.

 

Siber Terör

Siber Terör
“…. ve savaşlar artık fare (mouse) tarafından yönetilecek”
21. yüzyılın en önemli güç kaynağı hiç şüphesiz ‘bilgi’dir. Bilgiyi elinde tutan gücü de elinde tutmuş olmaktadır. Bilginin gücüyle teknolojik alandaki gelişmeler tüm yaşamımızı olumlu yönde etkiliyor. 

İnternet, bilgisayar, uydular, cep telefonları… Bunlar sadece günlük yaşamımıza giren teknolojinin ürünlerinden bazıları. Yine bilginin gücünü kullanarak aynı araçlar birer silaha dönüşebilmekte ve karşımıza siber savaş ve siber terör kavramları çıkmaktadır.

Siber terör, yeni yüzyılda terörizmin yeni yüzü olarak yansıyacaktır ki teröristlerin elektronik bir saldırı yaparak bir barajın kapaklarını açabilecekleri, ordunun haberleşmesine girip yanıltıcı bilgiler bırakabilecekleri, kentin bütün trafik ışıklarını durdurabilecekleri, telefonları felç edebilecekleri, elektrik ve doğalgazı kapatabilecekleri, bilgisayar sistemlerini karmakarışık hale getirebilecekleri, ulaşım ve su sistemlerini allak bullak edebilecekleri, bankacılık ve finans sektörünü çökertebilecekleri, acil yardım, polis, hastaneler ve itfaiyelerin çalışmasını engelleyebilecekleri, hükümet kurumlarını alt üst edebilecekleri, sistemin birden durmasına neden olabilecekleri ihtimaller dahilindedir.

Tanım

Terör kavramına ilişkin olarak unsurları yaklaşık olarak birbirlerine çok yakın olmakla birlikte farklı tanımlara yer verilmektedir. Genel kabul görmüş ortak bir tanımı yapılmadığından[14] farklı terör tanımları ile karşılaşmak mümkündür. Bal, politik terörü, politik talep ve dürtülerle örülen şiddet veya şiddet tehdidi içeren siyasal hareketler olarak tanımlamaktadır. Terörün amacı hedef olarak seçtiği kişileri veya eşyalara verdiği zararın çok daha ötesinde, topluma ve devlete yönelik mesajlar içermektedir. Terörizm propaganda olmadan yaşayamaz. Politik terörün amacı tek başına şiddet değil, bu şiddet yolu ile kamuoyunda oluşturmak istediği baskı ortamı ve bu ortamın sağladığı korku ve yılgınlık ile kendisine taraftar bulmaktır. Şiddet ve baskının temel hedefi, güvenlik güçleri ve devleti temsil eden kişiler olmakla birlikte PKK örneğinde de görüldüğü gibi sivil, çocuk, kadın, yaşlı ayırımı yapmadan her canlı hatta hayvanlar ve tarladaki ürünler bile bu şiddetin mağduru olabilmektedir.

Terörizm ise, şiddetin veya tehdidin sistematik olarak, belirli bir amaç için kullanılmasıdır denilebilir. Terörizm bir grup veya ferdin diğer bir grup veya ferdi baskı altında tutması için kullandığı bir araç haline gelebilir.

Terörizmin bir başka tanımı ise; belirli bir siyasal hedefe ulaşmak veya siyasal bir davayı yüceltmek amacıyla ve genelde kurulu düzeni değiştirmeye veya sözkonusu siyasal davaya boyun eğmeye mecbur etmek için başvurulan zorlayıcı ve şiddet içeren davranışlardır.

Siber terörizm ise belirli bir politik ve sosyal amaca ulaşabilmek için bilgisayar veya bilgisayar sistemlerinin bireylere ve mallara karşı bir hükümeti veya toplumu yıldırma, baskı altında tutma amacıyla kullanılmasıdır.

Siber terörizmi klasik anlamda terör eylemlerinin bilgisayar ve bilgisayar sistemleri kullanılarak icra edilmesi olarak tanımlamak da mümkündür.

İngiltere, Terörizm Yasası 2000’de siber terörizmi “hükümeti etkilemek ya da toplumu korkutmak amacıyla elektronik sistemlerin içine izinsiz girmek veya bu sistemleri bozmak” olarak tanımlamaktadır. Bu yeni yasaya göre bir grup internet eylemcisi Başbakana e-mail protestosu gerçekleştirir ve bu e-mail sisteminde bir çöküntüye neden olursa buna terörizm adı verilebilecektir.

Siber terörizmi tanımlarken temelde terörizm olgusunun nitelikleri değil ancak terör olgusunun nasıl yaşama geçirildiği önem arz etmektedir. Temel amacı bir kısım siyasal sonuçlara ulaşmak olan insanların, ellerine geçirdikleri yeni teknolojik donanımlar ile terör eylemini gerçekleştirmek için yola koyulmuş olmalarıdır. Dolayısıyla terörizmde felsefi olarak köklü bir değişimden bahsetmek güçtür ancak yöntemler ve araçlarda önemli değişimler olmuştur denebilir. Bu bağlamda Siber terörizm araçları bakımından ileri teknoloji ve bilgiyi kullanarak klasik terörizm tanımlamasının yeni şekliyle devamıdır denebilir.

Ancak klasik anlamda terör ile siber terör arasında bazı faklılıklar vardır, bunlar;

· Öncelikle terör örgütleri klasik anlamda eylem yaparken bir ölçüde hayatlarını da gerektiğinde ortaya koymak zorundadırlar. Eline silah veya bomba alan bir terörist muhtemeldir ki bir polis veya asker tarafından tesirsiz hale getirilsin. Ancak dünyanın herhangi bir yerinde internete bağlanan bir terörist (siber terörist) çayını ve sigarasını içerken istediği ülkenin toplumsal yaşamına ciddi zararlar verecek eylemlerini kendi yaşamını hiç tehlikeye atmadan gerçekleştirebilir.

Ayrıca siber terörizm kamu binaları veya havaalanları gibi terörist saldırıların hedefi olan bina ve yerlerin fiziki güvenliklerinin artırılmalarına paralel olarak daha cazibeli hale gelmektedir. Çünkü, terörist kendine çok daha güvenli bir ortamda saldırısını hazırlayabilmektedir. 

KAYNAK:Kaynak: Doc. Dr. Mehmet ÖZCAN